Pangaea

Pangaea
Yaşlı yerküremizde tek bir kıta varmış bir zamanlar. Pangaea demişler adına sonradan. Tam 375 milyon yıllık hikaye. Sonra ufak ufak çatırdamalar başlamış. 175 milyon yıl önce, ayrılmaya başlamış Pangaea. Uzaklaştıkça karalar birbirinden, Pangaea gitmiş, adı kalmış. Afrika demişler adına sonra bu parçalardan birinin, birine Asya, diğerine de Avrupa. Bu kadarla bitmemiş, başkaları da varmış; Amerika, Avustralya, Antarktika. Biri güneşte kavrulmuş, birinin sırtından kar, buz eksik olmamış. Birini yemyeşil ormanlar kaplamış, birini sapsarı çöller. İrili ufaklı, binlerce parça kalmış birbirinden uzaklarda. Üzerindeki hayatlar da ayrılmış birbirinden. Kimine Latin demişler, kimine Rus; kimi Çinli olmuş, kimi Fransız… Binlerce ad takmışlar birbirlerine, çizgi çizgi ayırmışlar toprakları, renk renk boyayıp kumaşları, bağlamışlar direklere, salmışlar gökyüzüne uçuşsun diye. Hepsi hayran kalmış kendi rengine. Pangaea iyiden iyiye unutulmuş.
Ancak ayrı da olsalar, bağlılarmış aslında birbirlerine. Su varmış aralarında, deniz deniz, okyanus okyanus… Hem, su suya karıştığında ayrılmak değil, birleşmek olurmuş zaten. Çoğu farkında değilmiş ama, birbirine karışan sular, bir arada tutuyormuş Pangaea’yı. Gemiler yüzermiş üzerinde, yelkenliler, motorlular… Suyun ulaştığı yere ulaşamamak olmazmış, suyun vardığı yer kadarmış menzil ve su, Pangaea’nın her yerine varıyormuş. Kimse bilmese de Pangaea yaşıyormuş aslında!

2003-2009 © Mehmet İlbaysözü

All rights reserved. Photographs and text may not be copied, reproduced or distributed without the written permission of the owner.

Her hakkı saklıdır. Fotoğraflar ve yazılar, eser sahibinin yazılı izni olmadan kopyalanamaz, çoğaltılamaz veya dağıtılamaz.

%d blogcu bunu beğendi: